3 Eylül 2011 Cumartesi

Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana

"Ne zamandan beri iyi olmanın mutlu olmak anlamına geldiğini düşünüyorsun?" (s.152)

"İyi olmak korkutucu bir iştir. İnsanlar onu gerer ve bazen ikiye bölerler." (s.152)

"Ölüm başka her şeyi üzücü kılar. Ama ölümün kendisi sadece korkutur. Eğer ölüm olmasaydı, kalan her şey lekelenmezdi." (s.155)

"Ruhunun buz kesip düştüğünü ve içinde beyaz jölelerin titrediğini hissetti." (s.185)

"Bütün kitaplar, oraya tünemiş, yüzlerce yıllık, derileri soyuluyor, birbirlerinin üzerine on milyon akbaba gibi yaslanıyorlar. Karanlık raflar arasında yürü ve bütün altın kitap başlıkları gözlerini sana doğru parlatsınlar." (s.210)

"Kötünün ne olduğunu bilmeden iyi olamayız." (s.222)

"Sana boş vaatlerde bulunurlar, sen boynunu uzatırsın ve -bam!" (s.222)

"Ölüm var olan bir şey değil. Hiçbir zaman var olmadı, hiçbir zaman var olmayacak. Ama onu belirlemek, anlamak için o kadar uzun yıllar resmini çizdik ki, onu bir varlık, tuhaf bir şekilde canlı ve hırslı olarak algılamaya çalıştık. O ise, her nasılsa durmuş bir saat, bir kayıp, bir son, bir karanlık. Hiç." (s.228)
Ray Bradbury - Uğursuz Bir Şey Geliyor Bu Yana

Yaşlı bir kızılderili ne kadar yanılabilir?



Pablo Neruda - Ölmeyin

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.



Yavaş yavaş ölürler,
İzzeti nefislerini yıkanlar
Hiçbir zaman yardım
İstemeyenler.



Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.



Yavaş yavaş ölürler
İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
Görmek istemekten kaçınanlar
Yavaş yavaş ölürler.



Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
Dışına çıkmamış olanlar.
Yavaş yavaş ölürler...

Pablo Neruda



1 Eylül 2011 Perşembe

Eşyalar konuşurken insanlar nasıl uyuyabiliyor?



Ama böyle şeyler düşündüğünüzü kimseye söyleyemezsiniz.
Ben de öyle yapıyorum kimseye söylemiyorum.

Koltuk örtüsünün içindeki salyangozumsu şekillerin sabaha kadar
‘’biz böyle kıvrıldıkça kıvrılıyoruz ama kimse farketmiyor ‘’ dediklerini,
Masamın üstündeki makasın birden bire harekete geçip kendi dilediği gibi önüne geleni kesmeye başlayacağını ama bu facianın on beş dakikadan fazla sürmeyeceğini

Telefonun kendı kendıne başka bir telefonla görüştüğünü ve o yüzden suskun olduğunu

Bütün bunları ben de kimseye söyleyemiyorum.
Niye şu sigara küllüğü bana ezik ve mutsuz olduğunu söylüyor?

Buzdolabını açarsam yirmi yıl öncesine çıkan bir dünyanın eşiğinde olacağımı neden bir ben düşünüyorum.?
Neden bu saatte yakındaki martıların ve duvar diplerinde küçük yaratıkların tıkırtılarını bir ben duymak zorundayım ?

Halının saçaklarını gördünüz mü?
Ya içindeki desenlere gizlenmiş işaretleri ?

Dünya tuhaflıklar ve işaretlerle kaynaşırken herkes nasıl uyuyabiliyor?



Marguerite Duras - Parkta


"İnsanın yaşamını güzelleştirebilecek durumda olması ve bunu reddetmesi gerçekten garip." (s.29)

"İnsan daha başlamadığını sanır, oysa başlamıştır. Hiçbir şey yapmadığını sanır, oysa yapmaktadır. Bir amaca doğru yürüdüğünüzü sanırsınız, bir de dönüp bakarsınız ki, amaç ardınızda kalmış." (s.33)

"İnsanı bütün gün acıya boğan işe, meslek mi denir?" (s.37)

"İnsanlar konuşma ihtiyacı duydular mı, hemen göze çarpar bu, ve ne gariptir, genellikle, hiç de iyi karşılanmaz bu ihtiyaç. Yalnız parklarda garipsenmez." (s.40)

"Ne kadar karartırsanız karartın, gündüzün tehlikeleri sızar içeri." (s.44)

"Yaşamımı dolduran büyün o ufak tefek sorunlar, sanki o güne dek yalnız, hayalimde varmışlar gibi, bir anda eriyip gitmişti. Uzak bir geçmiş gibi hatırlıyordum onları ve hatırladıkça gülüyordum." (s.58)

"Herkesin sahip olduğu şeyleri kendiniz için, yalnız kendiniz için de isterken ruhunuzu kaplayan bezginliği yenmek çok güçtür." (s.59)

"Mutlu olmak, gölgeden kaçıp güneşi arayışımız gibi." (s.64)

"Hayal kurmayı unutmuş insanların o toprağa dönük, yorgun bakışı..." (s.65)

"İnsanlar aslında mutluluğa dayanamıyorlar. Mutlu olmak istiyorlar tabii, ama bunu elde eder etmez, birtakım yersiz düşlerle kendilerini yiyip bitiriyorlar... İnsanlar mutluluğa mı dayanamıyorlar, yoksa onu yanlış mı tanıyorlar, ya da kendileri için neyin gerekli olduğunun mu farkında değiller, mutluluğu kullanmayı mı beceremiyorlar, yoksa öteye beriye çekiştirmekten yorgun mu düşüyorlar, bilmiyorum; bildiğim bir şey varsa, habire ondan söz ediyorlar, böyle bir sözcük ortada ve herhalde boşuna icat edilmedi." (s.66)

"Bütün koşullar sağlanıp işler iyi gitmeye başladı mı, insanla bunu bozmak için ellerinden geleni yaparlar. Acı bulurlar mutluluğu." (s.67)

"Nerede olursam olayım, vaktimi yitiriyormuşum gibi bir duyguya kapılmaktan korkuyorum." (s.85)

"Bazı insanlar yaşamaktan öyle büyük bir zevk alırlar ki, umut beslemeseler de olur." (s.89)

Marguerite Duras - Parkta (Yankı Yayınları)

31 Ağustos 2011 Çarşamba

28 Ağustos 2011 Pazar

YUVARLAĞIN KÖŞELERİ


Aşka gönül ile düşersen yanarsın.
Zeka ile düşersen kavrulursun.
Akıl ile düşersen çıldırırsın.
Duygu ile düşersen gülünç olursun.
Aşka düşmezsen kalabalığa karışırsın, ezilirsin.
Sersem sersem bakınıp durma bir yol seç.


Özdemir Asaf



Yoruldum patron


Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum. Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun? Karanlıktan korkuyorum patron lütfen ışığı kapatma…

The Green Mile




Sıfır Noktasındaki Kadın


Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdı. Özgürlüğüm onları öfkelendiriyordu. Hala istediğim, hala korktuğum ya da hala özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman bir kez daha köleleştirebilirlerdi…

Neval El Saddavi – Sıfır Noktasındaki Kadın