10 Eylül 2011 Cumartesi

Frida Kahlo (1907-1954)



Tam adı Magdalena Carmen Frieda Kahlo y Calderón olan Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun çalışmalarındaki en ilginç özelliği sürekli kendi portrelerini yapması. Sağ bacağı diğerine göre daha cılız olan sanatçı aynı zamanda kısa hayatı boyunca sürekli sağlık sorunları ile yüz yüze gelmiş. Mexico City’de doğan ve orada ölen Frida Kahlo, neden kendi portrelerini yaptığı sorusuna, “Sürekli kendi portrelerimi yapıyorum çünkü genelde yalnızım ve en iyi bildiğim konu kendimim” diye cevap vermiş.



Dilediğimce


Ah, Tanrı dünyayı yeniden yaratsaydı
Yaratırken de beni yanında tutaydı;
Derdim: "Ya benim adımı sil defterinden,
Ya da benim dilediğimce yarat dünyayı."

Ömer Hayyam

9 Eylül 2011 Cuma

Bitik Adam

"Onu çeken, insanların mutsuzlukları içindeki halleriydi, insanların kendileri değildi, mutsuzluklarıydı ve insanın olduğu her yerde buna rastlyordu, diye düşündüm, insankolikti o, çünkü mutsuzluk özlemi çekiyordu. İnsan mutsuzluktur, dedi hep, diye düşündüm, yalnızca budala olan bunun aksini savunur..doğmak mutsuzluktur, dedi, yaşadığımız sürece de bu mutsuzluğu sürdürürüz..’-BİTİK ADAM..-THOMAS BERNHARD
‘var olmak umutsuzluğa düşmekten başka bir şey değildir ki , dedi.. uyandığımda iğrenerek düşünüyorum kendimi ve başıma geleceklerin hepsi tüylerimi diken diken ediyor.. yattığımda ölmekten , bir daha uyanmamaktan başka bir isteğim olmuyor , ama sonra gene uyanıyorum ve korkunç süreç yineleniyor , yineleniyor sonuçta elli yıl boyunca , dedi.. elli yıl boyunca ölmekten başka bir şey düşünmediğimizi düşünerek gene de yaşıyor olmamız ve bunu tamamen tutarsız olduğumuz için değiştiremememiz , dedi.. çünkü biz kendimiziz acınacak olan , alçağın ta kendisiyiz..’

‘bizi cezbeden şeylerle doğal olarak pratik bir ilişki kurmak isteriz , demişti bir keresinde , yani en çok da hastalar ve deliler ve yaşlılar ve ölülerle , çünkü teorik ilişkiye bağımlıyızdır , tıpkı müzikte olduğu gibi uzun süre teorik ilişkiye bağımlıyızdır, dedi diye düşündüm.. onu çeken , insanların mutsuzlukları içindeki halleriydi , insanların kendileri değildi , mutsuzluklarıydı ve insanın olduğu her yerde buna rastlıyordu , diye düşündüm , insankolikti o , çünkü mutsuzluk özlemi çekiyordu.. insan mutsuzluktur , dedi hep , diye düşündüm , yalnızca budala olan bunun aksini savunur.. doğmak mutsuzluktur , dedi , yaşadığımız sürece de bu mutsuzluğu sürdürürüz , bir tek ölüm kesip atar bunu.. bu , hep mutsuzuz demek değildir , mutsuzluk yoluyla mutlu olabiliriz, dedi , diye düşündüm..’


‘akıl nerede ortaya çıkarsa çıksın yok edilir ve hapsedilir ve doğal olarak her zaman akılsızlık olarak damga yer , dedi , diye düşündüm lokantanın tavanına bakarken.. ama konuştuklarımızın hepsi saçma , dedi , diye düşündüm , ne dersek diyelim saçma ve yaşamımızın tümü de başlı başına bir saçmalık.. ben erken kavradım bunu , düşünmeye başlar başlamaz kavradım , biz yalnızca saçma şeyler söylüyoruz , söylediğimiz her şey saçma , ama bize söylenen şeylerin de hepsi saçma , yani söylenen şeylerin hepsi de saçma , yani söylenenlerin hepsinin saçma olduğu gibi , bu dünyada yalnızca saçma şeyler söylendi şimdiye kadar , dedi , gerçekten ve doğal olarak da yalnızca saçma şeyler yazıldı , elimizdeki yazılı metinlerin hepsi saçmalık , tarihin kanıtladığı gibi yalnızca saçmalık olabilecekleri için , dedi , diye düşündüm..’



‘daha kesin söylemek gerekirse biz , yanlış anlamalar içine doğuyor ve var olduğumuz sürece bu yanlış anlamalardan bir daha kurtulamıyoruz , istediğimiz kadar çaba gösterelim boşuna.. bu gözlemi herkes yapıyor zaten , dedi , diye düşündüm , çünkü herkes durmadan bir şey söylüyor ve yanlış anlaşılıyor , işte bir tek bu noktada herkes gene anlaşıyor , dedi , diye düşündüm.. bir yanlış anlaşılma , bizi yanlış anlaşılmalar dünyasına sokuyor , ona bir yığın yanlış anlaşılmadan oluşan bir şey olarak dayanmak zorundayız ve büyük bir yanlış anlaşılmayla da onu terk ediyoruz , çünkü ölüm en büyük yanlış anlama , dedi , diye düşündüm..’


‘dostluklar , diye düşündüm , deneyimlerin gösterdiği üzere , eninde sonunda kişilerin ancak benzer çevrelerine kurulu olduğu zaman sürekli olabiliyor , diye düşündüm , bunun dışındaki her şey aldatmaca..’


‘bu odalardan nefret ediyordum ve bu odakların içindekilerden nefret ediyordum ve evden dışarıya çıktığımda evin önündeki insanlardan nefret ediyordum , birden bu insanların hepsine aksi davranmıştım , oysa onlar benim yalnızca iyiliğimi istiyorlardı , ama işte zamanla bu sinirime dokunmuştu , hiç bıkmadıkları yardıma hazır oluşları birden beni derinlemesine itmişti.. çalışma odama kapanıp pencereden dışarıya diktim gözlerimi , kendi mutsuzluğum dışında başka bir şey görmeden dışarıya koşup herkese bağırıp çağırdım.. ormana koşup bitkin bir halde bir ağacın dibine çöktüm..’
‘kuramda anlıyoruz insanları , ama uygulamada onlara katlanamıyoruz , diye düşündüm , onlarla çoğunlukla isteksiz birlikte oluyor ve onlara kendi bakış açımızla davranıyoruz.. oysa insanlara kendi açımızdan değil her açıdan bakmalı ve ona göre davranmalıyız , diye düşündüm , onlara öyle davranmalıyız ki, onlara önyargılı davranmadığımızı söyleyebilelim , ama bunu beceremiyoruz , çünkü gerçekten de herkese karşı önyargılıyız..’
BİTİK ADAM , Thomas Bernhard , Çeviri : Sezer Duru , YKY , Aralık 2000..

5 Eylül 2011 Pazartesi

Macbeth

Hayat dediğin ne ki:
yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede.
Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
Bir aptalın anlattığı bir masal bu:
kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu.
William Shakespeare (Macbeth)




4 Eylül 2011 Pazar

Savaşma çay yap!

"Bütün savaşlar, kendileri savaşamayacak kadar korkan, bu yüzden dünyanın gençlerini dövüştüren hırsızlar arasında yapılır."
Emma Goldman

"Beyinsizlik sadece politika mesleğinde özür sayılmaz."
Napolyon

"Şeytan bir günah işleteceği zaman işe, bu günahı kutsallık zırhına sokmakla başlar."
William Shakespeare

"Savaşları çıkaranlar zenginler, ölenlerse yoksullardır."
Jean Paul Sartre

"Savaş bir serüven değildir. Bir hastalıktır. Tifüs gibi."
Antoine De Saint Exupery

"Bir cinayet insanı katil yapar. Milyonlarca cinayet ise kahraman."
Charlie Chaplin

"Savaşa aklım ermiyor. Barışta karşına çıksa içki ısmarlayacağın adamı, cephede öldürüyorsun."
Thomas Hardy

"Bütün savaşlar ilk otuz gün için ilgi çekicidir."
Arthur Schlesinger Jr.

"Akıllılar dövüşmeden önce kazanırlar, cahiller kazanmak için dövüşürler."
Zhuge Liang






Birinin moralini bozmak için ille de kötü bir herif olmak gerekmez ki; iyi bir herif olup, yine de moral bozucu olabilirsin.
Salinger

ÇAvdar Tarlasında Çocuklar

"Bir kitapta en hoşuma giden şey, en azından, arada bir gülünç şeyler olmasıdır." (s.23)

"Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir." (s.23)

"Bu anneler böyledir zaten; tüm duymak istedikleri, oğullarının ne bitirim bir herif olduğudur." (s.59)

"Yan masadakiler yerlerinden kalkmasalar -kalkmazlardı da, namussuzlar- yerinize geçip oturamayacağınız o küçücük masalardandı." (s.85)

Böyle, tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan Tanıştığıma memnun oldum' demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvaları söylemek zorundasınız."(s.87)

"Moralim öyle bozuktu ki, düşünemiyordum bile. Asıl derdim de bu benim. Moraliniz çok bozuksa, düşünemiyorsunuz bile." (s.91)

"Ömrünüzde bu kadar çok sahtekarı bir arada göremezdiniz, herkes çılgınlar gibi sigara içiyor, çevredekiler ne akıllı olduğunu anlasın diye bağıra bağıra oyun hakkında konuşuyordu." (s.123)

"Hayatta duyabileceğiniz en sahtekarca konuşmaydı. Ellerinden geldiği kadar çabuk bir yer adı düşünüyorlar, sonra o yerde oturan ve tanıdıkları birinin adını söylüyorlardı." (s.124)

"Tek yapacağın, derslerine çalışmak. Böylece bir gün kendine lanet bir Cadillac alacak parayı kazanmayı öğreneceksin." (s.127)

"Birinin moralini bozmak için ille de kötü bir herif olmak gerekmez ki; iyi bir herif olup, yine de moral bozucu olabilirsin." (s.161)

"En azından, beni dinliyordu. Biri sizi en azından dinliyorsa, durum o kadar da kötü sayılmaz." (s.164)

"Benim sorunum da bu işte; biri konuşurken konuyu dağıtırsa bu çok hoşuma gidiyor. Bana daha ilginç geliyor." (s.174)

"Başına bela sarıp düşmeye başlayan birine dibe vardığını anlama şansı verilmez. Düşer, düşer, düşer ama düştüğünü anlayamaz. Tüm düzen, hayatlarının şu ya da bu döneminde çevrelerinin onlara veremediği şeyleri arayan insanlar için kurulmuştur. Veya çevrelerinin onlara sağlayamadığını sandıkları şeyleri arayan insanlar için. Onlar da, aramaktan vazgeçerler." (s.178)

"Birisi arkamdan, 'İyi şanslar!' diye bağırdığında çok kızıyorum. Çok moral bozucu bir şey bu." (s.191)

"Sorun da buydu işte. Asla güzel ve huzurlu bir yer bulamıyordunuz, çünkü böyle bir yer yoktu." (s.192)
J.D. Salinger - Gönülçelen ya da Çavdar Tarlasında Çocuklar (The Catcher In The Rye) - Yapı Kredi Yayınları