4 Haziran 2015 Perşembe

Postmodernizm, Zaman-Kimlik İlişkilerine Genel Bir Yaklaşım



Postmodernizm, Zaman-Kimlik İlişkilerine Genel Bir Yaklaşım



1.1  Postmodernizm

1.1.1.      Geneleksel Dönem



  • Geleneksel toplumun temel birimi ailedir ve cemaatin ilk formudur.  S.20
  • Modern dünyanın “global köyünde” bizi sarsan her şey, herkesi sarsmaktadır. S.21
  • Modernleşme olgusunun ortak özelliği; geleneksel tarımsal üretim ve küçük çaplı el sanatlarına dayalı durağan bir yapıdan sanayileşmiş, şehirleşmiş,- okur-yazar oranının arttığı, kitle iletişim ve ulaşım araçlarının geliştirdiği dinamik bir yapı olarak görülmektedir. Temel özellik ise, tarıma dayalı toplumsal bir yapıdan, sanayiye dayalı toplumsal bir yapıya geçiş olarak söylenebilir. Toplumda belirgin bir farklılaşma ve uzmanlaşmayı beraberinde getiren modernleşme, toplumun eski değerlerinden soyutlanıp yeniden düzenlenmesi anlamına gelmektedir. S.21
  • Sanayileşme ve beraberindeki süreçler zaman ve mekan algılamasını kökünden değiştirmiştir. Dolayısıyla evreni cemaatinin ifade ettiği alanla eşitleyen insanın önünde artık yeni bir zaman ve mekan algısı oluşmuştur. S. 21
  • Gelenklsel toplumda genellikle yaşla ve tecrübeyle elde edilen ve sınırlı olan bilginin yerini, modern toplumda teknolojinin etkililiği, bilginin yaygınlığı ve seri üretimlerin yapıldığı bir sürece bırakmıştır. S. 21



            1.1.2.      Aydınlanma Hareketi



  • Aydınlanma, 17-18 yylarda hakim olan totaliterliğe, feodalizme ve kilisenin dayatmalarına karşı, yeni olgunlaşmakta olan burjuvazinin yönettiği bir özgürlük hareketidir. S.22
  • Aydınlanma çağı; aklın, deneyimin, dinsel ve geleneksel otoriteleri sorgulamanın, seküler, liberal ve demokratik toplumların ideallerinin yavaş yavaş şekillendiği bir dönemi ifade etmektedir. S. 22
  • Kant’da aydınlanmanın parolası olarak; sapere aude! (Yüreklice düşün!). aklını kendin kullanma cesaretini göster sözünü kabul etmektedir. Kant’a göre; “aydınlanma, insanın kendi suçuyla düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır.” S. 23
  • Aydınlanma Hareketi’nin temel karakteristiğini; dogmaya, dinsel inanç ve bilgiye karşı aklın üstünlüğünü vurgulayarak, dünyayı değiştirmede aklın gücüne önem vermek olarak açıklayabiliriz. S. 23
  • Aydınlanma Hareketi’nin savunduğu değerler; akılcılık, kuşkuculuk, pozitif bilim anlayışı, ilerlemecilik, ifade özgürlüğüdür. Karşı çıktığı değerler ise; bilgisizlik, boş inançlar, din eksenli iktidar ve hoşgörüsüzlüktür. S. 23



1.1.3.      Modernizm



  • Habermas’a göre, modernus sözcüğü ilk olarak V. Yüzyılda, Hristiyan olan o dönemi, geçmişteki pagan Roma’dan ayırt etmek amacıyla kullanılmıştır. Bu doğrultuda Habermas, modern deyiminin, Avrupa’da her yeni bir dönem başlangıcı bilincinin ortaya çıkışında kullanıldığına da işaret etmektedir. S. 24
  • Modern olmak ise, artık düne ait olmayan ve başka yöntemlerle ele alınması gereken bir dünyada yaşamak demektir. S. 24
  • Modernlik terimi 17 ve 18 yüzyıllarda batı avrupada filizlenmeye başlayan ve daha sonra batı dışı toplumlara yayılan yada dayatılan bir toplum biçimine karşılık gelmektedir. Modernlik, eskinin dışlanması ve yeninin kutsanmasıdır. S.25
  • Modern çağı oluşturan her şeyin altında eleştiri yatmaktadır. S. 25
  • Modern olmak, tarihsel gelenek karşısında, dışsal otoriteler karşısında bir özerklik talep etmektedir. Bu talep, insanın toplumsal olarak kendi kendisini yönlendirme ve temelde özerk olma arzusunu ifade etmektedir. S. 25



1.1.4.      Modernizm’e Bir Başkaldırı Olarak: Postmodernizm



  • Modernizme bir tepki olarak ortaya çıkan Postmodernizm, 1595’lerden itibaren gündemde yerini almış, 1980’lerde de yaygın olarak kullanılan bir kavram olmuştur. S. 27
  • Modernite, orta çağdan farklılaşmaydı ve aynı şekilde orta çağın egemen düşünme biçimlerine bir tepkiydi. Postmodernite de, moderniteden farklılaşmadır ve bu anlamda postmodernite, modernite döneminin düşünme biçimlerine(aydınlanma, büyük anlatılar, rasyonalizm…) karşı bir tepki içermektedir. S. 29
  • Postmodern söylem, egemen kediler adına değil, ezilen fareler, diyaspora mazlumu, Yahudiler, kadınlar, zenciler ve pagan üçüncü dünya ülkeleri adına konuşan söylemdir. S. 30
  • Postmodernizm öncelikle, pozitivizm, eşitçilik, liberalizm, Marksizm, aydınlanma, kipitalizm… gibi meta-anlatılara şiddetle karşı çıkmaktadır. S. 31
  • Postmodernizm her şeyden önce evrenin bir kaos olduğunu, bu kaosun belli bir anlamı olamayacağını ve herhangi bir formülle açıklanmasının mümkün olamayacağını dile getirir. Şayet bir doğru varsa, bunun evrenin tümü için değil, yalnızca bir parçası için doğru olabileceğini; aynı şekilde anlamın da ancak evrenin bir parçası için geçerli olabileceğini savunur. Evrenin tümü için tek bir anlam bulmanın yani genel geçer tek formülle açıklamanın olanaksız olduğunu söyler. S.32
  • Postmodern öğretinin temel görüşlerinden biri de relativizm(görecelik)tir. Postmodernitede bütün bilgiler görelidir. Değerler ve ahlak kuralları; tarihsel ve toplumsal koşullara göre farklılık gösterir. Dolayısıyla hakikat, herkese göre farklı olacağı için tek bir hakikatten söz etmek mümkün değildir. S. 32
  • Postmodern anlayış, gerçek ve yapay ve kurmaca olduğunu, bunların mevcut kültürler tarafından insanlara dayatıldığını; böylece teknoloji, bilim ve kültür ortamında bireyin/ferdin yok olduğunu dile getirir. Fertler kitleleştirilerek yok edilmektedir. Kimlikler gruplara göre tayin edilmekte ve insanlar bir takım kategorilere ayrılmaktadır. S.33-34
  • Baudrillard’a göre içinde yaşadığımız aşama, smülasyon çağıdır. Suretler gerçek sayılarak toplumsal ilişkiler simülatif bir boyut kazanmıştır. Gerçekler yok olup gitmiştir. S. 34
  • Medya en doğruyu yansıttığını iddia ederken aslında belli bir görüşün, grup veya kişinin bakış açısından gerçeği vermektedir. S.34
  • Artık yorumun doğruluğu değil de, inandırıcılığı da önemli olduğu için, gerçek belki de hiç bilinmeden kalmaktadır. S.35
  • Kitle iletişim araçları ve popüler kültür, tüm toplumsal ilişkileri biçimlendirmektedir. S.35







1.1.5.      Postmodernizme Yöneltilen Eleştiriler



  • Postmodernizme yönelik eleştiriler, - kendisi her ne kadar modernizmi eleştirip, ona alternatif olduğunu iddia etse de- aslında modernizmin daha güçlü bir biçimde devam ettiğini postmodern döneminde modern dönemin bir devamı niteliğinde okunabileceğini dile getirmektedirler. S. 36
  • Postmodernliğe yöneltilen eleşltirilerin önemli bir kısmı, postmodernitenin kimlikleri darmadağıt ettiği, hatta kimliği yok ettiğini/edeceğini ima etmektedir. S. 38



1.2. Moderniteden Postmoderniteye Kimlik Biçimlerinin Değişmesi

1.2.1. Kimlik Kavramı



  • Belirli bir aidiyete gönderme yapan kimlik kavramı aynı zamanda farklılığı da çağrıştırmaktadır. Bu durum yalnızca kimliğe özgü değildir, bütünleşme ve farklılık insanın varoluşsal eğilimleridir. Her kişinin kimliği resmi kayırlarda görünenlerle sınırlı olmayan; din, aile, ulus, etnik köken, meslek grubu ve sosyal çevre gibi bir çok öğeden oluşmaktadır. S. 39
  • Benlik bir öz-bilinç durumudur. İnsan yalnızca bir şeylerin bilincinde olmaz, aynı zamanda bir şeylerin bilincinde olan bir varlık olarak kendisinin de bilincinde olur. S.40



1.2.2. Tarihi Seyri İçinde Kimlik Olgusu

1.2.2.1. Geleneksel Dönemde Kimlik



  • Bireysel kimlik ve bireyselcilik sorunu büyük ölçüde modern toplumların bir özelliği olarak görülmektedir.
  • Kimlik her şeyden önce bir kültür sorunudur.s.43



1.2.2.2. Modern Dönemde Kimlik



  • Modern dönemde her alan kurumsallaştırılmış; bilim, ahlak ve sanat yaşam dünyasından kopmuş, özerk ve otoriter alanlar durumuna gelmiştir. S 44
  • Modernite geçmiş yaşam biçimlerinin, değerlerin ve kimlik yıkılışlarının ve yenilerinin üretiminin bir aradalığını ifade eder. İnsanın kimliği modası geçmiş, eskimiş yada gereksiz bir hale gelebilir yada toplumsal geçerliğini yitirebilir. Bunun sonucunda insan bir anomi durumudur. Dünyada kendini hiçbir yere ait hissetmeme gibi çok büyük bir yabancılaşma durumu yaşayabilir. S45





1.2.2.2.1.Modernliğin Yansıması Olarak Bireyselleşme



  • Bir terim olarak özne, “özünü sorgulayan”ı işaret etmesinden dolayı “öz ne” sorusundan türetilmiştir.
  • Özne, “yerleşik felsefe dilinde en genel anlamda düşünülen nesneye karşıt olarak düşünen varlık” biçiminde tanımlanmaktadır. S. 47
  • Birey, bir kişinin kendine özgü bir var oluşuyla apayrı bir bütün oluşturduğu ve bu haliyle bölünemezliği fikrini ifade etmektedir. S. 48







1.2.2.2.2. Modern Özneye Karşı Post modern Eleştiriler



·         Öznenin tahrip edilmesi sınırında başlayan post modern itirazlar, öznenin ölümüne varıncaya dek aşırı ivme kazanarak, yaşamasının anlamsızlığına dair bir dizi açıklamalarla desteklenmiştir. S.50

·         Foucault, hazların bile sıkı bir şekilde düzenlenip denetlendiği bir toplumda özgür bir bireyden bahsetmenin pek mümkün olmadığı söylemektedir. S. 50

·         Öznenin özgürlük olarak sarıldığı şeyler, aslında bireyi o şeye-şeylere mahkum etmektedir de denilebilir. Özne özgür bir dünyada iktidar odaklarının esiri olmaktadır. S. 51



 1.2.2.4. Post Modern Dönemde Kimlik



  • Modern sonrası dönemi ifade eden post modernlik, yaşamın yeniden düzenlenmesi, yeni bir yer duygusu yaratılmasıdır ki, bu da medyanın hayati rol oynadığı karmaşık bir süreçtir. Post modern söylemler, kimlik kavramını sorunsallaştırır ve onun bir söylence ve bir yanılsama olduğunu iddia eder.
  • Post modernizm, gerçeklerin kurmaca yapılarını gösterip, doğruların doğrudan, doğal olarak gelmediğini, kültür tarafından kabul ettirildiğini ve dünyanın kültürümüzün söyleminden, toplumsal olarak kabul edilmiş anlamlar sisteminden tanıtıldığını irdeler. S53
  • Post modern söyleme göre; kimliğimizi güvenilir zaman-mekan koordinatlarına dayanarak tanımlarız; ancak bu koordinatlar kaydığında kim olduğumuzu tanımlamamız zordur.
  • Dünya olaylarının zaman ve mekanında kayma meydana geldiği ve dünyaya ilişkin konumumuz değiştiği için kimliğimizi yeniden kurma arayışı içindeyiz. S.53
  • Post modern toplumda, kültür görselliğe bağlı olurken, kimlikler de geleneksel sabit özelliklerini yitirerek yerlerini daha esnek ve akışkan öğelere bırakırlar. Artık statüsel yada kimliksel imgeler, çalışma sürecinden çok, çalışma dışı dünyada gerçeklik kazanmaktadır. Bu alan; farklılık, aykırılık, kendilik, ötekilik, öznellik ve bireysellik temalarına açıklık gösterdiğinden, birey kendisini angaje olduğu bir grupla yada tek ve biricik olarak inşa eder. Çalışma dışı alanlar, bireyin giyim, haz,, tat, mekan, kendini salıverme, benlik temsili vs gibi bireysel/sosyal her tür tatmine açık yanını tamamlamayı vaat eder. S.54
  • Baudrillard, post modern toplumda kimliğin en fazla “bilgisayar sisteminde bir terim” olduğunu söyler. Baudrillard’a göre, günümüz iletişim araçları, gerçek olmayan bir gerçek, bir hipergerçeklik yaratarak, insanın çevreyle ilişkilerini engellemekte, onların doğal ve sosyal etkileşim ağından kopmalarına ve yabancılaşmalarına neden olmaktadır. S.55
  • Serter’e göre, post modern kimlikler, giydirilmiş kimliklerdir. S.55
  • Post modern bireyin önemli oranda bir dikkat sorunu yaşadığı bilinmektedir. Zira, post modernizmin “her şey gider” sloganı gereği her şeyin –hoş görü adı altında- caiz olduğu bir toplumda ortaya çıkan karmaşık, tutarsız ve hiçbir şeyi umursamaz bir yapıya karşı bireylerin sağlam bir dikkati muhafaza etmesi mümkün görünmemektedir. S. 58
  • Modernliğin sloganı “yaratım”, post modernliğin sloganı ise “yeniden kullanıma sokmaktır”. S. 58
  • Modernlik çelik ve betonla inşa edilirken; post modernlik plastikle kurulmaktadır. S.59
  • Post modernizm ve popüler kültür, farklılaşmayı önerirken, aynılaşma tuzağına düşmekten kurtulamamıştır. Örneğin, farklı olmak adına vücuduna yatırım yaparak tüketime hizmet eden bireyin, aynı estetik ameliyatlardan geçip, aynı “sağlıklı” yiyecekleri tüketip, aynı spor salonlarına gidip, aynı vitaminleri alıp ve aynı markaları kullanıp diğerleriyle aynılaşması söz konusudur. S. 59



Bölüm 2



Pos Modern Kimliğin Oluşumunda Etkili Bir Faktör Olarak “Popüler Kültür”



2.1. Kültür Kavramı



  • Bozkurt Güvenç, Amerikalı iki antropologun kültür konusunda yayımladıkları antolojide, birbirinden farklı 164 tane kültür tanımı olduğunu, bu derlemeyi inceleyen başka bir araştırmacının da “bilimsel bir kavramın bu kadar tanımı varsa onun tanımlanamayacağını” ileri sürdüğünü belirtmektedir. S.61
  • Kültür kavramı sözcük olarak Latincede ekip biçmek anlamında olan cultüre sözcüğün 17 yüzyıla kadar Fransızcada da aynı anlamda kullanılmıştır. İlk kez Voltaire tarafından insan zekasının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi ve yüceltilmesi şeklinde farklı bir anlamda kullanılmıştır. S. 62
  • Bir çok çalışmada kültürün estetik anlamından çok siyasi anlamı öne çıkarılmıştır. Bazı çalışmalarda kültür, estetik, düşünsel ve ruhsal gelişim süreci olarak değil; gündelik yaşamın konusu ve uygulaması olarak anlaşılan bir kavramdır. S. 63
  • Kültürü her şeyden bağımsız olarak “kitlelere belirli düşünceler empoze etme aracı” olarak görenler vardır. Bu bağlanma “popüler kültür” kavramı ortaya çıkmaktadır.
  • Popüler kültür, oluşturduğu yeni sembollerle, bireylerin hayatına bir yön verir ve belli bir yaşam tarzı meydana getirerek, fikirleri, eylemleri içeren bir süreç olarak yeni bir kültür şeklini ortaya çıkartır. S. 63



2.2. Popüler Kimlik Kavramı



  • Popüler kültür belli bir grubun ürünü değildir, belli bir grubun sahipliğini içermez; popülerdir, yani herkesin olmasa bile hemen hemen herkesindir. Popüler kültür, halk yada halkın dışında veya üstünde yer alanlar tarafından halk için üretilen bir şeydir. S.64-65
  • Popüler kültür, siyasetin, sosyal hayatın, dinin, tarihin, müziğin, edebi eserlerin… gündelik hayatta en üst düzeyde genelleştirilmiş yorumlamalarıyla ilişkilidir. S. 65
  • Popüler kültür asıl anlamıyla modern yaşamdaki halkın kültürüdür. Kavramından uzaklaşmış bu kültür, yani popüler olan, bireyi ve toplumu o derece sersemleştirmiştir ki; popüler düşüncesi ve davranış biçimleriyle kişiyi düşünemez, üretemez, yaşam şeklini belirleyemez hale getirmiştir. Burada kişinin yada toplumun farkına varamadığı şey; kişinin kendisini özgür tercihler yaptığına inandırmış olmasıdır. Popüler kültür maddecidir, tüketim ihtiyacını modalaştırır ve sunucudur. S. 65
  • Popüler kültür, öncelikle medya aracılığıyla sürdürülen ve teşvik edilen, ün ve şöhret alanına sıkıştırılmıştır. S. 66
  • Popüler kültür, kitlelerin afyonudur. S. 67
  • Genel olarak, yüzbinlerce hatta milyonlarca insanın seyrettiği, okuduğu veya katıldığı eğlenceye işaret eden popüler kültür, kendisini en çok televizyon, sinema ve gazetelerde gösterir. Popüler kültürün medya dışındaki araçlarından bazıları ise; giyim tarzları, hobiler, tatiller, eğlence yerleri ve amatör veya profesyonel spor dallarıdır. S. 67
  • Popüler kültür büyük öçlükte ideolojiktir ve üzerinde son yıllarda derinlemesine çalışılmasının nedenlerinden birisi de budur. S. 68



2.3. Popüler Kültür, Kitle Kültürü ve Kitle İletişimi



·         Kitle, rasgele fertler toplumu anlamına gelmektedir. Bir kitelenin oluşumu, bireysel bilincin kaybolması; hislerin, fikirlerin aynı hedefe yönelmesini ifade eder, ancak bu kişilerin aynı yerde bulunması zorunluluğu yoktur. Birbirinden ayrı yerlerde bulunan binlerce kişi, bir takım önemli olaylar nedeniyle bir araya gelerek bir kitle oluşturabilirler. S. 69

·         Kitle toplumu, kapitalizmin bir ürünüdür ve sanaileşme, kentleşme, modernleşme süreçleriyle birlikte ortaya çıkmıştır. S. 70

·         Sosyolojik açıdan kitle toplumu, yukarıdan idare edilen, güçlü ve bağımsız toplumsal kurum yada grupların bulunmadığı bir toplum olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda kitle toplumu; halkın pasif, ilgisiz ve atomize bir şekilde çoğaldığı, geleneksel yapının bozulduğu, tutarlı grupların yok olduğu ve toplumdaki bireylerin- tıpkı tükettikleri ürün, eğlence ve değerler gibi- , kitlesel şekilde üretilen birer tüketici haline geldikleri bir toplum olarak nitelendirilmektedir. S. 70

·         Kitle kültürü kapitalist üretim biçiminin “bayağılaştırılmış” (halk düzeyine indirilmiş) üst yapısı olmuştur. Bir bakıma kitle kültürü, egemenlik ideolojisinin tabana indirilmiş, popülerleştirilmiş özellikle tüketime doğrudan bağlı olan bir çeşididir. S. 71



Kitle kültürünün özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır:

-          Kitle kültürü, özünde pazarlanabilir nitelik taşımaktadır. Kapitalist toplumlarda, kitle kültürü ticarilik olmadan var olamaz. Kitlelere kültür satılmalıdır; zira kültür mümkün olan en geniş izleyici kitlesine satılan maldır.

-           Kitle kültürü, ekonomik talep tarafından kültürün ticari alçaltılması ve kitle iletişim araçları tarafından empoze edilen standartların zorla düşürülmesinin sonucu olarak bayağı ve alçak bir kültürdür.

-          Kitle kültürü ahlak bakımından dejenere olmuştur. Zira, sunulan materyallerde içsel bir zalimlik vardır. Şiddet, cinayet, ahlaki baskı, ırza tecavüz, fiziksel ve zihinsel işkence gibi unsurlar, kitle kültürünün büyük bir kısmını kapsamaktadır. Değer yargısızlık, kaos ve ahlaki görecelik haddinden fazla yoğundur…. Kitle kültürü için hiçbir şeyin kutsal olmadığıdır.

-          Kitle kültürü basit ve çocuksu olduğundan çocuklaştırıcı etkisi vardır.

-          Kitle kültürü manipüle edicidir. İzleyicinin pasifliği de manipüle edilmesini kolaylaştırır. Bu bağlamda reklam endüstrisi oldukça üst düzeyde yer almaktadır. Bu endüstri aracılığıyla kandırma teknikleri kullanılarak izleyicilere, nasıl yaşamaları, neyi nerede tüketmeleri gerektiği aşılanmaktadır.

-          Kitle kültüründeki her şey asıl/gerçek kültüre yabancıdır. Kültürel etkinlik adı altında yapılan şeylerin (müzik, film vs) esasen kültürle hiçbir ilişkisi yoktur. Endüstri devrimiyle birlikte kültür ortadan kalkmış ve yerini uydurma biçimler almıştır. Kitle insanının kültürü, bayağı düşlerden ve heyecanlardan oluşur.

-          Kitle kültürü, bütün sınıf, gelenek, görenek, zevk engellerini ortadan kaldırır. Her şeyi birbiriyle karıştırır, birbiri içine sokar ve homojenleşmiş bir kültür ortaya çıkarır.

-          Kitle kültürü(popüler kültürle birlikte) ve kitle iletişimi, günümüzden birbirinden ayrılmaz iki kavram olarak kullanılmaktadır. Kitle iletişimi bir kitlesel araçla (tv, dergi, gazete vb) bağlantılı olan iletişimdir. S. 72-73



  • Kitle iletişim araçları, gerçekliği yalın haliyle vermezler; kitle iletişiminin verdiği şey, gerçekliğin baş döndürücülüğüdür. 



2.5. Tüketim Toplumu



·         Bugün tüketim dendiğinde aklımıza sadece bir takım nesnelerin tüketimi gelmemektedir; bu kavram aynı zamanda sembollerin, değerlerin, imajların ve hatta kimliklerin de tüketimini çağrıştırmaktadır. S. 81

·         Modern tüketim kalıpları şehirleşmenin bir sonucu olarak da ortaya çıkmıştır da denilebilir. Zira şehir yaşamı, bir tarza sahip olma bilincini, yani hem belli bir gruba özgü belirleyici özellikleri hem de bireysel özellikleri yansıtabilecek bir alan içinde tüketme ihtiyacını arttırır. Şehirdeki birey, bir kimlik duygusu oluşturabilmek, “kim” olarak algılanmayı arzu ettiğini belirtmek amacıyla tüketmektedir. S. 81

·         Tüketim, insanların objelere farklı anlamlar yüklemesiyle yakından alakalıdır. Objelerin kullanılması maddi olduğu kadar mecazi de olabilir; yani objeler mevcut bir şey, bir fikir veya ilişki de olabilir. Hemen hemen bütün objelerin bazı sosyal anlamları vardır.s. 81

·         Marx’a göre, kapitalizmin temel başarılarından en önemlisi kültürel hegemonya kavramıyla açıklanabilecek, kapitalist sınıfın işçi sınıfının kültürüne müdahale etme suretiyle, onların nasıl yaşayacaklarına, ne hissedeceklerine hatta ne yiyip ne giyeceklerine karar verme yetkisini kendilerinde görmesidir. Bu hakimiyetine de işçi sınıfı arasında “eşya fetişizmi”ni yaygınlaştırabilmiş olmasına borçludur. Böylece “modern köleler” haline gelen insanlar sürekli olarak tüketim faaliyetine girerler; öyle ki, tüketmeyen birey, kendisini toplumdan uzaklaştığını saymaya başlar. S. 82

·         Baudrillard, tüketimi, göstergelerin sürekli bir güdümleme etkinliği olarak tanımlamaktadır; “Tüketim ne maddi bir kritik ne de bolluk fenomenolojisidir. Ne hazmettiğimiz yiyecekle, ne giydiğimiz giyecekle, ne kullandığımız araçla, ne de imgelerin görsel ve sözsel özüyle tanımlanabilir. O bütün bunların anlamlı bir töz haline getirilmesidir. O daha şimdiden anlamlı bir söylev haline gelmiş nesnelerin ve mesajların gücül bütünüdür. Eğer tüketimin bir anlamı varsa o da, “göstergelerin sürekli bir güdümleme etkinliği” olduğudur. S. 82

·         Tüketim toplumu; toplumların giderek maddi üretimden ve hizmet üretiminden ziyade, tüketim (özellikle malların ve boş zamanların tüketimi) etrafında örgütlenmesine vurgu yapan bir kavramdır. –Marshall    s. 84

·         Geleneksel toplumlardaki, ürettiği kadar ve ihtiyacı kadar tüketen bireyin yerini, ürettiğinden ve ihtiyacından daha fazlasını tüketen bireyler almıştır. Böylece insan, edilgen ve yönlendirici bir düzeye indirilmiştir. Mutlu olabilmek için en fazla şeyi tüketmek gerektiği fikrinin insanlara benimsetilmesi, tüketiciyi istismara açık hale getirmiştir. Bu istismar neticesinde;  ulaşımla felce uğratılan, programlarla uykusuz bırakılan, hormon tedavisiyle zehirlenen, hoparlörle susturulan, yiyeceklerle hasta edilen, adına da tüketici denilen tüketici ortaya çıkmıştır. Bu ortamda bu kölelere düşen, yalnızca tüketimi kamçılayıcı kararlar almaktır. S. 86

·         Günümüzde dev alışveriş merkezleri, eğlence parkları, devasa oteller, pahalı restoranlar vs… insanlar tarafından adeta “mabet mekanları” olarak görülmeye başlanmıştır; öyle ki insanlar buralara giderek rahatlayacaklarına, huzur bulacaklarına inanır hale gelmişlerdir. S. 87

·         Descartes’in ünlü; “düşünüyorum öyleyse varım” önermesi yerini “tüketiyorum öyleyse varım” düşüncesine bırakmıştır. S. 87

·         Reklamlar, aslında insanların ihtiyaç duymadıkları şeyleri, onların ihtiyacıymış gibi göstererek, mutluluğun ancak bu ürünlere sahip olmakla mümkün olabileceğini vurgulayarak, toplumda bir “tüketim fetişizmi” oluşturur.



2.6. Popüler Kültür ve Gösteri Toplumu



·         Fransız filozof ve dil bilimci Jacques Derrida, gösteri kavramını iletişim kavramıyla ilişkilendirir; çünkü iletişim kavramı, bir özneden bir başkasına geçiş sürecinden ve anlam verme işlevinden ayrılabilen, ondan ayrı olma hakkına sahip gösterilen bir objenin, bir anlamın veya bir kavramın kimliğini geçirmekle yükümlü bir aktarmayı içermektedir. S.90

·         Baudrillard, çağımızın gösteri toplumunda, artık gerçeklerin değil, gerçekliğin yerini almış simülarkların belirleyici olduğunu söyler. Orijinali ya da aslı olmayan bir kopyanın kopyası olarak tanımlanan simülark; bir gerçeklik olarak algınmak istenen görünümdür. S. 90

·         Simüle etmek ise; gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi sunmak, göstermeye çalışmak olarak tanımlanmaktadır. 91

·         El kitapları, dergiler, TV ve reklamların etkinliği gibi araçlar, insana her konuda gerçeği temsil ettiği varsayılan modeller vermekte ve böylece modellerden oluşan bir işaretler ağı insanların düşünce ve davranış dünyasını belirlemektedir. S.92

·         Ritzer, gösteri toplumunda sadece nesnelerin değil, insanların da simüle edildiğini ifade etmektedir. Bunun en bariz örneği de binbir çeşit kostüm giyen çalışanlardır. Çalışanlarla müşteriler arasında gerçek etkileşim yok olmuş, yerini simüle edilmiş etkileşim almıştır. S.96



2.7. Popüler Kültür ve Temsili Kimlik Biçimleri



·         Popüler kültür, bireyi ve toplumu o derece sersemleştirmiştir ki; popüler düşüncesi ve davranış biçimleri kişiyi düşünemez, üretemez, yaşam şeklini belirleyemez hale getirmiştir. Burada kişinin yada toplumun farkına varmadığı şey, kişinin kendisini özgür tercihler yaptığına inandırmış olmasıdır. S. 97

·         Popüler kültür, bir “çabuk kullanım ve hızlı tüketim” kültürüdür. S. 98

·         Tüketim toplumunun insanı, siyasi hayata yalnızca oy vermek için katılmakta, gerisini bir baskı grubuna devretmektedir. Ancak bu onun siyasi hayata ilgi duymadığı anlamına gelmemektedir, tersine kitle iletişim araçları sayesinde her şeyden haberdardır ama buradaki rolü bile bir günün haberinin tüketilmesi rolüdür. Genellikle hoşgörülüdür ve hiçbir şeyi umursamayan ihtirazsız bir hali vardır. S 98

·         Popüler kültürün içeriğine “istenen nedir” sorusuyla bakılırsa, karşımıza belli davranış biçimlerinde bulunulmasının teşvik edildiği çıkar. 99

·         Bugün, televizyondan önceki dönemi hatırlayanlar giderek azalmaktadır. Sokakta karşılaştığımız çoğu insan “ televizyon çocuğu”. Onsuz da onunla da olunamayan televizyon, uzak mesafelerde oturan insanları bir ekran başında buluştururken, aynı evde oturan insanları da, birbirinden fersah fersah uzaklaştırmaktadır. 99

·         Beş vakit namaz kılan ve kendisini birincil kimlik olarak İslamcı veya dindar olarak tanımlayanların televizyon ile olan zamansal yakınlıkları ile kendilerini demokrat olarak nitelendiren ve hiç namaz kılmayanların televizyona olan bağlılıkları benzer oranda  olduğu tespit edilmiştir. 101

·         Kapitalizmin önceki dönemlerinde aynı olmak için tüketirken, artık farklı olmak için tüketmektedir. Ancak bu sefer de, farklı olmak adına vücuduna yatırım yapan bireyin aynı estetik ameliyatlardan geçip, aynı spor salonuna giden, aynı yiyecekleri yiyen, aynı markaları giyinen diğerleriyle aynılaşması söz konusudur. 101

·         Popüler kültür, insanları o kadar tek tipleştirmektedir ki, kadın ve erkek arasındaki görüntü farkı bile (kıyafetler, takılar hatta makyajlar…) günden güne azalmaktadır. 101

 Postmodern Kimliğin İnşasında Televizyon Reklamlarının Etkisi

 Meryem Köse Serdar
Kum Saati Yayınları



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder