Yazar : Çerkes Karadağ
Yayın Evi : Öteki, İstanbul 2016, 160
İnsan yaşamında hayati önem taşıyan bilgi, bilen ve bilinen arasındaki bilişsel bir sürecin ürünüdür (Çüçen, 2005, 35). Başka bir ifadeyle öznenin nesneye sorduğu sorular neticesinde elde edilmektedir (Çüçen, 2003, 3). Nesneye sorulan soruya göre öznenin aldığı konum bilginin türlerini oluşturmaktadır. Sözünü ettiğimiz konum, öznenin nesneye yönelttiği sorunun cevabını hangi yöntemle elde ettiğiyle ilgilidir. Bu durum bilginin farklı türlerinin oluşmasına neden olmuştur. Genel olarak bilgi türleri arasında bilimsel bilgi, felsefi bilgi, dinsel bilgi, teknik bilgi ve sanatsal bilgi sayılabilir (Çüçen, 2005, 18-24). Sanatsal bilgi; fotoğraflar, sinema filmleri, müzikler, romanlar, şiirler ve diğer sanat türlerinden eserler aracılığıyla izleyiciye veya dinleyiciye aktarılmaktadır. Aktarılan bilginin derinliği ve değeri Berger’in (1995) ifadesini kullanarak söylersek ancak belirli bir görme biçimiyle anlaşılabilir. Görme biçimi, belirli bir eserin aktardığı bilginin anlaşılması, değerinin ve öneminin algılanması için gerekli olan kültürel sermayeyle ilgilidir.
İzleyici
veya dinleyici söz konusu anlamları yakalaması neticesinde fotoğraf, şiir,
roman, öykü, müzik ve daha fazlası arasında ilişki kurabilir ve eserin verdiği bilgiyi
daha geniş anlamlarla, farklı boyutlarıyla değerlendirebilir. Örneğin, bir
romanın verdiği mesaj bir fotoğrafın hikâyesine dönüşebilir. Bir fotoğrafın
verdiği mesaj bir sinema filminin konusu olabilir. Bir fotoğrafın taşıdığı
mesaj bir şiirin konusu olabilir. Çok daha fazlası sanatçı ile izleyici veya
dinleyici arasında sanat eserinin alanında kurulan ilişkiyle mümkündür.
Fotoğrafın
farklı alanlarda kullanılıyor olması nedeniyle fotoğraf hakkında yazılan çokça
kitap bulunmaktadır. Bu kitaplar genel olarak fotoğraf çekme teknikleri,
fotoğraf sanatı, sosyolojik ve siyasi yaşamdaki işlevi gibi farklılıklar
göstermektedir. Bunlardan bazıları Algan’ın (1990) kaleme aldığı “Fotoğraf
Okuma”, Yaykın’ın (2010) “Sanat, Teknoloji, Bilim ve Fotoğraf”, Yurdalan’ın
(2007) “Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj”, Kılıç’ın (2012) “Fotoğraf ve
Sinemanın Toplumsal Tarihi”, Kandıroğlu’nun (2013) “Haber Fotoğrafçılığı”,
Dora’nın (2004) “Büyüyen Fotoğraf Küçülen Sosyoloji”, Sontag’ın (2008)
“Fotoğraf Üzerine”, Berger’in (2015) “Fotoğrafı Anlamak” ve gene Berger’in
(1995) meşhur eseri “Görme Biçimleri” sayılabilir.
Yukarıda adı
zikredilen yazarların yanı sıra fotoğraf alanında oldukça üretken isimlerden
biri de Çerkes Karadağ’dır. Genel olarak çalışmalarından bazıları “Fotoğraf
Nedir?” (2016), “Fotoğrafın Yüzyılı” (2016), “Görüntüler Evreni” (2016),
“Görüntü Büyücüsü” (2016) ve “Fotoğrafın Derin Anlamı” (2016) şeklindedir. Bu
bakımdan Karadağ’ın Türkiye’de fotoğrafla ilgili değerli eserleri olan üretken isimlerden
biridir.
Karadağ’ın
“Görüntüler Evreni” adlı kitabı “Görme Kültürü Dizisi”nin birinci kitabıdır.
“Görüntüler Evreni” ve “Gerçeklik: Görüntü Yanılmacası” adında iki bölümden
oluşan kitap hem fotoğraf makinesi-fotoğrafçı-görüntü arasındaki ilişkiyi
incelemesi bakımından fotoğraf sanatına ilgi duyanlar için hem de fotoğrafın
aracılık ettiği görüntüler evrenini akademik açıdan incelemek isteyenler için görme
kültürünün boyutları hakkında kılavuzluk yapmaktadır. Dizinin ikinci kitabı
olan “Görüntü Büyücüsü” fotoğrafçı ve fotoğraf arasındaki ilişkiyi, fotoğraf
açısından fotoğrafçının konumunu değerlendirmektedir. Serinin son kitabı
“Fotoğrafın Derin Anlamı” ise fotoğrafın ihtiva ettiği konuları, bir fotoğrafın
nasıl okunması gerektiğini göstermektedir. Serinin üç kitabı görme kültürünün
farklı boyutlarını bir bütünlük içinde ele almaktadır.
Fotoğraf,
Baker’in (2011,17) ifadesiyle optik ve kimyanın bir araya gelmesi sonucu oluşan
özel bir bileşimdir. Eğer buna kinetiği de dahil edersek videoyu elde ederiz.
Fakat görsel sanatlar arasında fotoğrafı diğerlerinden ayıran, onu güçlü kılan
yönü yansıttığı anla ilgilidir. Genel olarak bir sinema filmi yaklaşık bir
buçuk saat süren görüntüyle mesajını verirken, fotoğraf, saniyeden daha kısa
bir sürelik bir anı yansıtarak mesajını iletir. Fotoğrafı güçlü kılan da budur.
Nitekim fotoğraf makinesi, icadından henüz kısa bir süre sonra hem Batı’da hem
de Osmanlı’da oldukça ilgi çekmiş, fotoğraf çekilme işleminin maliyetinin
azalmasıyla da giderek yaygınlaşmıştır. Başlarda fotoğraf çekilmek demek, bir
fotoğrafçı aracılığıyla an’ın dondurulması anlamına geliyordu. Günümüzde ise
ayrıca bir çaba ve fotoğrafı çekecek bir aracı olmaksızın an’ın dondurulması
neticesinde oldukça kolay ve pratiktir. Fotoğrafın bu teknik boyutunun yanı
sıra siyasal ve kültürel yaşamda birçok etkisi bulunmaktadır. Özellikle
fotoğrafın Sontag’ın (2008) da belirttiği gibi bir belge niteliği taşıyan ikna
aracı olarak kullanılması onun ideolojinin alanında da kendine yer edinmesine
neden olmuştur. Öte yandan fotoğraf toplumsal yaşamı kaydederek bir veri
niteliğine dönüşmektedir. Örneğin fotoğraflar aracılığıyla yaklaşık 150 yıl
önce yaşayan insanların giyim tarzlarını, belirli bir sokağın veya caddenin o
dönemki görünümünü öğrenmek mümkündür. Bu nedenle Berger (2015) fotoğraf
makinesinin icadı ile Comte’un “Pozitivist Felsefe Üzerine Dersler” adlı
eserinin aynı döneme denk gelmesi, sosyoloji ile fotoğrafın birlikte büyümesine
bağlamaktadır. Karadağ’ın Görüntüler Evreni adlı eseri de bu bağlamda fotoğraf
makinesi-fotoğrafçı-görüntü arasındaki hermenötik ilişkiyi mekanik işleyişin
ötesinde kültürel alan dahilinde ele almaktadır.
“Görüntüler
Evreni” adlı birinci bölümde fotoğrafçı ile çektiği görüntü arasındaki ilişki
üzerine durulmaktadır. Yazara göre “Hoşumuza giden hiçbir görünümden kaçamayız;
çünkü hoşlanmak, görme yetilerimizin bir güzellik tarafından tutsak alınması
demektir (19).” Bu bakımdan
fotoğrafçının görüntülediği ile kendi yaşam deneyimi arasında bilinçaltı bir
ilişki bulunmaktadır. Fakat fotoğrafçı yaşam deneyimiyle ilişkili olan
görüntüleri olduğu gibi yansıtmaz, onları yeni baştan gerçek kılar. Görüntüler
ortamı da fotoğrafçının yaşam deneyimin alanı olarak fotoğrafçı aracılığıyla
gerçek kılınır. Dünya hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayan fotoğrafçılar
için görüntüler ortamını oluşturan alan yani dünya bir atölyedir (35).
Fotoğrafın atölyesi olan alanda görüntü kültürüne görüntünün çerçevesi,
nesneler, ışık, optik, deklanşör, kamera, teknik, fotoğrafın konusu ve
izleyiciler ayrı ayrı değerler katmaktadır.
“Gerçeklik:
Görüntü Yanılması” adlı ikinci bölümde görüntünün gerçekliğini bir yanılsama
haline getiren unsurların kritiği yapılmaktadır. Bu bölüm Lewis Hine’ın bir
fotoğraf makinesinin yalan söyleme imkânının olmadığını dolayısıyla fotoğrafın
yalan söyleme özelliğinin olmadığını fakat fotoğrafçının yalan söyleyebileceği
yönündeki uyarısını akla getirir (Dora, 2004,98). Örneğin “doğa, her şeyi ile
bir bütünlüğü sergiler fotoğrafçı ise daha çok bu bütünden ayrıştırdığı
ayrıntılarla ilgilenir (109).” Bu durum ise fotoğrafı sanata dönüştüren
husustur. “Fotoğrafın dili, aynı zamanda kendine referans aldığı doğanın
dilidir. Görüntüler, doğanın gerçeğinden soyutlandıkları takdirde sanatsal ve
estetik niteliklere kavuşma olanağı elde etmiş sayılırlar (111).”
Fotoğrafın icadı
gerçeği olduğu gibi yansıtma iddiasıyla resim sanatında radikal değişimlerin
yaşanmasına neden olmuştu. Fakat her ne kadar “fotoğraf, gerçeğin hizmetinde
bir sanat” olsa da “gerçeğin değişmez olduğu fikrini değiştirmiştir”.
Fotoğrafın temel iddiası gerçekliği temel almakla birlikte gerçeği hem
barındırırken hem de barındırmamaktadır. Bu durumu Karadağ şöyle ifade etmiştir
“Fotoğrafçı, gerçekle ne kadar sıkı fıkı ilişkiler içinde bulunursa bulunsun,
sonuçta yaptığı şey gerçeğin yerine kendi idealini, akıp giden yaşamın yerine
onun suretini koymaktır (120).” Başa dönmek gerekirse, fotoğrafçı kendi yaşam
deneyimleri ile doğanın gerçekliğinden bir parçayı fotoğraflar. Artık doğadan
alınan gerçeklik dilimi hem onun kendi gerçekliği hem de bir temsili
niteliğindedir. Fotoğraftaki görüntüye bakan izleyici de aynı şekilde kendi
yaşam deneyimleri çerçevesinde görüntüyü algılar, mantık ve eleştiri
ölçüleriyle yorumlar. Karadağ bu durumu şu sözüyle ifade etmektedir “Gerçek var
olandır; gerçeklik ise içinde var olduğumuz (126).” Yorumladığımız görüntüler
bir an’dır. Zamanın sürekliliği içinden an’lardan oluşan bir kesittir. “Her an;
aynı zamanda bir görüş açısını, dünya görüşünü, kararlılığı, yapılan görsel
seçimi ve sanatsal yansıtma biçimini içerir (128)”. Bu bağlamda fotoğrafçı
zamanın içinden bir an’ı yakalamak için fotoğraf çeken kişidir. Zamanın içinden
bir anın belirlenmesi ise bir düşünce inşa etme eylemidir. Böyle bir eylem fotoğrafı
çeken için de izleyici için de geçerlidir. Fotoğrafı çeken, o an’ı belirlemek
için; izleyici ise o an’ın zaman boyutunu genişletmek ve zaman sürekliliği
içindeki konumunu yorumlamak için bu eylemde bulunur. Zamanın içinden kesip
çıkarılan an, artık silinmez bir belleğe dönüşür. Bu nedenle Karadağ’a göre
“Fotoğraf kişisel, toplumsal ve yaşamsal bellek kayıtlarını tutarak insanlığa yeni
bir vizyon kazandırmıştır (145).” Bu bölümde fotoğrafçı ve görüntüler
bağlamında önemli olan diğer hususlardan rastlantılar, deneyimler, devinim ve
etik konuları üzerine de denemeler bulunmaktadır.
Özetle, Çerkes
Karadağ, Görüntü Kültürü Dizisi’nin ilk kitabı olan Görüntüler Evreni ile
fotoğraf makinesi, fotoğrafçı ve görüntü arasındaki mekanik ilişkinin bilişsel
düzeydeki önemini ve bu önemden doğan kültürü okuyuculara aktarmıştır. İlk
baskısı 2004 ve yeniden basımı 2016 yılında gerçekleşen Görüntü Kültürü Dizisi
aradan geçen yıllar içinde giderek daha da fazla görüntüler içinde yaşamamıza
paralel olarak fotoğrafın oluşturduğu kültürü yansıtmaya devam etmektedir.
Kaynakça
ALGAN, E. (1990).
Fotoğraf Okuma, Ankara: Bilgi
BERGER, J. (2015). Bir
Fotoğrafı Anlamak, Çev. Beril Eyüboğlu, Yurdanur Salman. Metis
BERGER, J. (1995). Görme
Biçimleri, (6. Baskı), Çev. Yurdanur Salman, İstanbul: Metis
ÇÜÇEN, A.K. (2005). Bilgi
Felsefesi. Asa Kitabevi
ÇÜÇEN, A.K. (2003). Bilgi
kuramına giriş. Bilimname, 2(2), 3-12.
DORA, S. (2004). Büyüyen
Fotoğraf Küçülen Sosyoloji. Babil
KANDIROĞLU, Ö. (2013). Haber
Fotoğrafçılığı. Say.
KARADAĞ, Ç. (2016).
Görüntüler Evreni, (2. Baskı). Öteki.
KARADAĞ, Ç. (2016). Görüntü
Büyücüsü, (2. Baskı). Öteki.
KARADAĞ, Ç. (2016).
Fotoğrafın Derin Anlamı. Öteki.
KARADAĞ, Ç. (2016).
Fotoğrafın Yüzyılı. Öteki.
KARADAĞ, Ç. (2016). Fotoğraf
Nedir?. Öteki.
KILIÇ, L. (2012). Fotoğraf ve
Sinemanın Toplumsal Tarihi, 2.baskı. Dost.
SONTAG, S. (2008). Fotoğraf
Üzerine, Çev. Osman Akınhay. Agora.
YAYKIN, M. (2010). Sanat,
Teknoloji, Bilim ve Fotoğraf. Kalkedon.
YURDALAN, Ö. (2007). Belgesel
Fotoğraf ve Fotoröportaj. Agora.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder