Postmodernizm, Zaman-Kimlik İlişkilerine Genel Bir Yaklaşım
1.1
Postmodernizm
1.1.1.
Geneleksel
Dönem
- Geleneksel
toplumun temel birimi ailedir ve cemaatin ilk formudur. S.20
- Modern
dünyanın “global köyünde” bizi sarsan her şey, herkesi sarsmaktadır. S.21
- Modernleşme
olgusunun ortak özelliği; geleneksel tarımsal üretim ve küçük çaplı el
sanatlarına dayalı durağan bir yapıdan sanayileşmiş, şehirleşmiş,-
okur-yazar oranının arttığı, kitle iletişim ve ulaşım araçlarının
geliştirdiği dinamik bir yapı olarak görülmektedir. Temel özellik ise,
tarıma dayalı toplumsal bir yapıdan, sanayiye dayalı toplumsal bir yapıya
geçiş olarak söylenebilir. Toplumda belirgin bir farklılaşma ve
uzmanlaşmayı beraberinde getiren modernleşme, toplumun eski değerlerinden
soyutlanıp yeniden düzenlenmesi anlamına gelmektedir. S.21
- Sanayileşme
ve beraberindeki süreçler zaman ve mekan algılamasını kökünden
değiştirmiştir. Dolayısıyla evreni cemaatinin ifade ettiği alanla
eşitleyen insanın önünde artık yeni bir zaman ve mekan algısı oluşmuştur.
S. 21
- Gelenklsel
toplumda genellikle yaşla ve tecrübeyle elde edilen ve sınırlı olan
bilginin yerini, modern toplumda teknolojinin etkililiği, bilginin
yaygınlığı ve seri üretimlerin yapıldığı bir sürece bırakmıştır. S. 21

1.1.2.
Aydınlanma
Hareketi
- Aydınlanma,
17-18 yylarda hakim olan totaliterliğe, feodalizme ve kilisenin
dayatmalarına karşı, yeni olgunlaşmakta olan burjuvazinin yönettiği bir
özgürlük hareketidir. S.22
- Aydınlanma
çağı; aklın, deneyimin, dinsel ve geleneksel otoriteleri sorgulamanın,
seküler, liberal ve demokratik toplumların ideallerinin yavaş yavaş
şekillendiği bir dönemi ifade etmektedir. S. 22
- Kant’da
aydınlanmanın parolası olarak; sapere aude! (Yüreklice düşün!). aklını
kendin kullanma cesaretini göster sözünü kabul etmektedir. Kant’a göre; “aydınlanma,
insanın kendi suçuyla düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan
kurtulmasıdır.” S. 23
- Aydınlanma
Hareketi’nin temel karakteristiğini; dogmaya, dinsel inanç ve bilgiye
karşı aklın üstünlüğünü vurgulayarak, dünyayı değiştirmede aklın gücüne
önem vermek olarak açıklayabiliriz. S. 23
- Aydınlanma
Hareketi’nin savunduğu değerler; akılcılık, kuşkuculuk, pozitif bilim
anlayışı, ilerlemecilik, ifade özgürlüğüdür. Karşı çıktığı değerler ise;
bilgisizlik, boş inançlar, din eksenli iktidar ve hoşgörüsüzlüktür. S. 23
1.1.3.
Modernizm
- Habermas’a
göre, modernus sözcüğü ilk olarak V. Yüzyılda, Hristiyan olan o dönemi,
geçmişteki pagan Roma’dan ayırt etmek amacıyla kullanılmıştır. Bu
doğrultuda Habermas, modern deyiminin, Avrupa’da her yeni bir dönem
başlangıcı bilincinin ortaya çıkışında kullanıldığına da işaret
etmektedir. S. 24
- Modern
olmak ise, artık düne ait olmayan ve başka yöntemlerle ele alınması
gereken bir dünyada yaşamak demektir. S. 24
- Modernlik
terimi 17 ve 18 yüzyıllarda batı avrupada filizlenmeye başlayan ve daha
sonra batı dışı toplumlara yayılan yada dayatılan bir toplum biçimine
karşılık gelmektedir. Modernlik, eskinin dışlanması ve yeninin
kutsanmasıdır. S.25
- Modern
çağı oluşturan her şeyin altında eleştiri yatmaktadır. S. 25
- Modern
olmak, tarihsel gelenek karşısında, dışsal otoriteler karşısında bir
özerklik talep etmektedir. Bu talep, insanın toplumsal olarak kendi
kendisini yönlendirme ve temelde özerk olma arzusunu ifade etmektedir. S.
25
1.1.4.
Modernizm’e
Bir Başkaldırı Olarak: Postmodernizm
- Modernizme
bir tepki olarak ortaya çıkan Postmodernizm, 1595’lerden itibaren gündemde
yerini almış, 1980’lerde de yaygın olarak kullanılan bir kavram olmuştur.
S. 27
- Modernite,
orta çağdan farklılaşmaydı ve aynı şekilde orta çağın egemen düşünme
biçimlerine bir tepkiydi. Postmodernite de, moderniteden farklılaşmadır ve
bu anlamda postmodernite, modernite döneminin düşünme
biçimlerine(aydınlanma, büyük anlatılar, rasyonalizm…) karşı bir tepki
içermektedir. S. 29
- Postmodern
söylem, egemen kediler adına değil, ezilen fareler, diyaspora mazlumu,
Yahudiler, kadınlar, zenciler ve pagan üçüncü dünya ülkeleri adına konuşan
söylemdir. S. 30
- Postmodernizm
öncelikle, pozitivizm, eşitçilik, liberalizm, Marksizm, aydınlanma,
kipitalizm… gibi meta-anlatılara şiddetle karşı çıkmaktadır. S. 31
- Postmodernizm
her şeyden önce evrenin bir kaos olduğunu, bu kaosun belli bir anlamı
olamayacağını ve herhangi bir formülle açıklanmasının mümkün olamayacağını
dile getirir. Şayet bir doğru varsa, bunun evrenin tümü için değil,
yalnızca bir parçası için doğru olabileceğini; aynı şekilde anlamın da
ancak evrenin bir parçası için geçerli olabileceğini savunur. Evrenin tümü
için tek bir anlam bulmanın yani genel geçer tek formülle açıklamanın
olanaksız olduğunu söyler. S.32
- Postmodern
öğretinin temel görüşlerinden biri de relativizm(görecelik)tir.
Postmodernitede bütün bilgiler görelidir. Değerler ve ahlak kuralları;
tarihsel ve toplumsal koşullara göre farklılık gösterir. Dolayısıyla
hakikat, herkese göre farklı olacağı için tek bir hakikatten söz etmek
mümkün değildir. S. 32
- Postmodern
anlayış, gerçek ve yapay ve kurmaca olduğunu, bunların mevcut kültürler
tarafından insanlara dayatıldığını; böylece teknoloji, bilim ve kültür
ortamında bireyin/ferdin yok olduğunu dile getirir. Fertler kitleleştirilerek
yok edilmektedir. Kimlikler gruplara göre tayin edilmekte ve insanlar bir
takım kategorilere ayrılmaktadır. S.33-34
- Baudrillard’a
göre içinde yaşadığımız aşama, smülasyon çağıdır. Suretler gerçek
sayılarak toplumsal ilişkiler simülatif bir boyut kazanmıştır. Gerçekler
yok olup gitmiştir. S. 34
- Medya
en doğruyu yansıttığını iddia ederken aslında belli bir görüşün, grup veya
kişinin bakış açısından gerçeği vermektedir. S.34
- Artık
yorumun doğruluğu değil de, inandırıcılığı da önemli olduğu için, gerçek
belki de hiç bilinmeden kalmaktadır. S.35
- Kitle
iletişim araçları ve popüler kültür, tüm toplumsal ilişkileri
biçimlendirmektedir. S.35
1.1.5.
Postmodernizme
Yöneltilen Eleştiriler
- Postmodernizme
yönelik eleştiriler, - kendisi her ne kadar modernizmi eleştirip, ona
alternatif olduğunu iddia etse de- aslında modernizmin daha güçlü bir
biçimde devam ettiğini postmodern döneminde modern dönemin bir devamı
niteliğinde okunabileceğini dile getirmektedirler. S. 36
- Postmodernliğe
yöneltilen eleşltirilerin önemli bir kısmı, postmodernitenin kimlikleri
darmadağıt ettiği, hatta kimliği yok ettiğini/edeceğini ima etmektedir. S.
38
1.2. Moderniteden
Postmoderniteye Kimlik Biçimlerinin Değişmesi
1.2.1. Kimlik Kavramı
- Belirli
bir aidiyete gönderme yapan kimlik kavramı aynı zamanda farklılığı da
çağrıştırmaktadır. Bu durum yalnızca kimliğe özgü değildir, bütünleşme ve
farklılık insanın varoluşsal eğilimleridir. Her kişinin kimliği resmi
kayırlarda görünenlerle sınırlı olmayan; din, aile, ulus, etnik köken,
meslek grubu ve sosyal çevre gibi bir çok öğeden oluşmaktadır. S. 39
- Benlik
bir öz-bilinç durumudur. İnsan yalnızca bir şeylerin bilincinde olmaz,
aynı zamanda bir şeylerin bilincinde olan bir varlık olarak kendisinin de
bilincinde olur. S.40
1.2.2. Tarihi Seyri
İçinde Kimlik Olgusu
1.2.2.1. Geleneksel
Dönemde Kimlik
- Bireysel
kimlik ve bireyselcilik sorunu büyük ölçüde modern toplumların bir
özelliği olarak görülmektedir.
- Kimlik
her şeyden önce bir kültür sorunudur.s.43
1.2.2.2. Modern
Dönemde Kimlik
- Modern
dönemde her alan kurumsallaştırılmış; bilim, ahlak ve sanat yaşam
dünyasından kopmuş, özerk ve otoriter alanlar durumuna gelmiştir. S 44
- Modernite
geçmiş yaşam biçimlerinin, değerlerin ve kimlik yıkılışlarının ve
yenilerinin üretiminin bir aradalığını ifade eder. İnsanın kimliği modası
geçmiş, eskimiş yada gereksiz bir hale gelebilir yada toplumsal
geçerliğini yitirebilir. Bunun sonucunda insan bir anomi durumudur.
Dünyada kendini hiçbir yere ait hissetmeme gibi çok büyük bir yabancılaşma
durumu yaşayabilir. S45
1.2.2.2.1.Modernliğin Yansıması Olarak Bireyselleşme
- Bir
terim olarak özne, “özünü sorgulayan”ı işaret etmesinden dolayı “öz ne”
sorusundan türetilmiştir.
- Özne,
“yerleşik felsefe dilinde en genel anlamda düşünülen nesneye karşıt olarak
düşünen varlık” biçiminde tanımlanmaktadır. S. 47
- Birey,
bir kişinin kendine özgü bir var oluşuyla apayrı bir bütün oluşturduğu ve
bu haliyle bölünemezliği fikrini ifade etmektedir. S. 48
1.2.2.2.2. Modern Özneye Karşı Post modern Eleştiriler
·
Öznenin tahrip edilmesi sınırında başlayan post
modern itirazlar, öznenin ölümüne varıncaya dek aşırı ivme kazanarak,
yaşamasının anlamsızlığına dair bir dizi açıklamalarla desteklenmiştir. S.50
·
Foucault, hazların bile sıkı bir şekilde
düzenlenip denetlendiği bir toplumda özgür bir bireyden bahsetmenin pek mümkün
olmadığı söylemektedir. S. 50
·
Öznenin özgürlük olarak sarıldığı şeyler,
aslında bireyi o şeye-şeylere mahkum etmektedir de denilebilir. Özne özgür bir
dünyada iktidar odaklarının esiri olmaktadır. S. 51
1.2.2.4. Post Modern Dönemde Kimlik
- Modern
sonrası dönemi ifade eden post modernlik, yaşamın yeniden düzenlenmesi,
yeni bir yer duygusu yaratılmasıdır ki, bu da medyanın hayati rol oynadığı
karmaşık bir süreçtir. Post modern söylemler, kimlik kavramını
sorunsallaştırır ve onun bir söylence ve bir yanılsama olduğunu iddia
eder.
- Post
modernizm, gerçeklerin kurmaca yapılarını gösterip, doğruların doğrudan,
doğal olarak gelmediğini, kültür tarafından kabul ettirildiğini ve
dünyanın kültürümüzün söyleminden, toplumsal olarak kabul edilmiş anlamlar
sisteminden tanıtıldığını irdeler. S53
- Post
modern söyleme göre; kimliğimizi güvenilir zaman-mekan koordinatlarına
dayanarak tanımlarız; ancak bu koordinatlar kaydığında kim olduğumuzu
tanımlamamız zordur.
- Dünya
olaylarının zaman ve mekanında kayma meydana geldiği ve dünyaya ilişkin
konumumuz değiştiği için kimliğimizi yeniden kurma arayışı içindeyiz. S.53
- Post
modern toplumda, kültür görselliğe bağlı olurken, kimlikler de geleneksel
sabit özelliklerini yitirerek yerlerini daha esnek ve akışkan öğelere
bırakırlar. Artık statüsel yada kimliksel imgeler, çalışma sürecinden çok,
çalışma dışı dünyada gerçeklik kazanmaktadır. Bu alan; farklılık,
aykırılık, kendilik, ötekilik, öznellik ve bireysellik temalarına açıklık
gösterdiğinden, birey kendisini angaje olduğu bir grupla yada tek ve
biricik olarak inşa eder. Çalışma dışı alanlar, bireyin giyim, haz,, tat,
mekan, kendini salıverme, benlik temsili vs gibi bireysel/sosyal her tür
tatmine açık yanını tamamlamayı vaat eder. S.54
- Baudrillard,
post modern toplumda kimliğin en fazla “bilgisayar sisteminde bir terim”
olduğunu söyler. Baudrillard’a göre, günümüz iletişim araçları, gerçek
olmayan bir gerçek, bir hipergerçeklik yaratarak, insanın çevreyle
ilişkilerini engellemekte, onların doğal ve sosyal etkileşim ağından
kopmalarına ve yabancılaşmalarına neden olmaktadır. S.55
- Serter’e
göre, post modern kimlikler, giydirilmiş kimliklerdir. S.55
- Post
modern bireyin önemli oranda bir dikkat sorunu yaşadığı bilinmektedir.
Zira, post modernizmin “her şey gider” sloganı gereği her şeyin –hoş görü
adı altında- caiz olduğu bir toplumda ortaya çıkan karmaşık, tutarsız ve
hiçbir şeyi umursamaz bir yapıya karşı bireylerin sağlam bir dikkati
muhafaza etmesi mümkün görünmemektedir. S. 58
- Modernliğin
sloganı “yaratım”, post modernliğin sloganı ise “yeniden kullanıma
sokmaktır”. S. 58
- Modernlik
çelik ve betonla inşa edilirken; post modernlik plastikle kurulmaktadır.
S.59
- Post
modernizm ve popüler kültür, farklılaşmayı önerirken, aynılaşma tuzağına
düşmekten kurtulamamıştır. Örneğin, farklı olmak adına vücuduna yatırım
yaparak tüketime hizmet eden bireyin, aynı estetik ameliyatlardan geçip,
aynı “sağlıklı” yiyecekleri tüketip,
aynı spor salonlarına gidip, aynı vitaminleri alıp ve aynı markaları
kullanıp diğerleriyle aynılaşması söz konusudur. S. 59
Bölüm 2
Pos Modern Kimliğin Oluşumunda Etkili Bir Faktör Olarak “Popüler
Kültür”
2.1. Kültür Kavramı
- Bozkurt
Güvenç, Amerikalı iki antropologun kültür konusunda yayımladıkları
antolojide, birbirinden farklı 164 tane kültür tanımı olduğunu, bu
derlemeyi inceleyen başka bir araştırmacının da “bilimsel bir kavramın bu
kadar tanımı varsa onun tanımlanamayacağını” ileri sürdüğünü
belirtmektedir. S.61
- Kültür
kavramı sözcük olarak Latincede ekip biçmek anlamında olan cultüre
sözcüğün 17 yüzyıla kadar Fransızcada da aynı anlamda kullanılmıştır. İlk
kez Voltaire tarafından insan zekasının oluşumu, gelişimi, geliştirilmesi
ve yüceltilmesi şeklinde farklı bir anlamda kullanılmıştır. S. 62
- Bir
çok çalışmada kültürün estetik anlamından çok siyasi anlamı öne
çıkarılmıştır. Bazı çalışmalarda kültür, estetik, düşünsel ve ruhsal
gelişim süreci olarak değil; gündelik yaşamın konusu ve uygulaması olarak
anlaşılan bir kavramdır. S. 63
- Kültürü
her şeyden bağımsız olarak “kitlelere belirli düşünceler empoze etme
aracı” olarak görenler vardır. Bu bağlanma “popüler kültür” kavramı ortaya
çıkmaktadır.
- Popüler
kültür, oluşturduğu yeni sembollerle, bireylerin hayatına bir yön verir ve
belli bir yaşam tarzı meydana getirerek, fikirleri, eylemleri içeren bir
süreç olarak yeni bir kültür şeklini ortaya çıkartır. S. 63
2.2. Popüler Kimlik
Kavramı
- Popüler
kültür belli bir grubun ürünü değildir, belli bir grubun sahipliğini
içermez; popülerdir, yani herkesin olmasa bile hemen hemen herkesindir.
Popüler kültür, halk yada halkın dışında veya üstünde yer alanlar
tarafından halk için üretilen bir şeydir. S.64-65
- Popüler
kültür, siyasetin, sosyal hayatın, dinin, tarihin, müziğin, edebi
eserlerin… gündelik hayatta en üst düzeyde genelleştirilmiş
yorumlamalarıyla ilişkilidir. S. 65
- Popüler
kültür asıl anlamıyla modern yaşamdaki halkın kültürüdür. Kavramından
uzaklaşmış bu kültür, yani popüler olan, bireyi ve toplumu o derece
sersemleştirmiştir ki; popüler düşüncesi ve davranış biçimleriyle kişiyi
düşünemez, üretemez, yaşam şeklini belirleyemez hale getirmiştir. Burada
kişinin yada toplumun farkına varamadığı şey; kişinin kendisini özgür
tercihler yaptığına inandırmış olmasıdır. Popüler kültür maddecidir,
tüketim ihtiyacını modalaştırır ve sunucudur. S. 65
- Popüler
kültür, öncelikle medya aracılığıyla sürdürülen ve teşvik edilen, ün ve
şöhret alanına sıkıştırılmıştır. S. 66
- Popüler
kültür, kitlelerin afyonudur. S. 67
- Genel
olarak, yüzbinlerce hatta milyonlarca insanın seyrettiği, okuduğu veya
katıldığı eğlenceye işaret eden popüler kültür, kendisini en çok
televizyon, sinema ve gazetelerde gösterir. Popüler kültürün medya
dışındaki araçlarından bazıları ise; giyim tarzları, hobiler, tatiller,
eğlence yerleri ve amatör veya profesyonel spor dallarıdır. S. 67
- Popüler
kültür büyük öçlükte ideolojiktir ve üzerinde son yıllarda derinlemesine
çalışılmasının nedenlerinden birisi de budur. S. 68
2.3. Popüler Kültür,
Kitle Kültürü ve Kitle İletişimi
·
Kitle, rasgele fertler toplumu anlamına
gelmektedir. Bir kitelenin oluşumu, bireysel bilincin kaybolması; hislerin,
fikirlerin aynı hedefe yönelmesini ifade eder, ancak bu kişilerin aynı yerde
bulunması zorunluluğu yoktur. Birbirinden ayrı yerlerde bulunan binlerce kişi,
bir takım önemli olaylar nedeniyle bir araya gelerek bir kitle oluşturabilirler.
S. 69
·
Kitle toplumu, kapitalizmin bir ürünüdür ve
sanaileşme, kentleşme, modernleşme süreçleriyle birlikte ortaya çıkmıştır. S.
70
·
Sosyolojik açıdan kitle toplumu, yukarıdan idare
edilen, güçlü ve bağımsız toplumsal kurum yada grupların bulunmadığı bir toplum
olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda kitle toplumu; halkın pasif, ilgisiz ve
atomize bir şekilde çoğaldığı, geleneksel yapının bozulduğu, tutarlı grupların
yok olduğu ve toplumdaki bireylerin- tıpkı tükettikleri ürün, eğlence ve değerler
gibi- , kitlesel şekilde üretilen birer tüketici haline geldikleri bir toplum
olarak nitelendirilmektedir. S. 70
·
Kitle kültürü kapitalist üretim biçiminin
“bayağılaştırılmış” (halk düzeyine indirilmiş) üst yapısı olmuştur. Bir bakıma
kitle kültürü, egemenlik ideolojisinin tabana indirilmiş, popülerleştirilmiş
özellikle tüketime doğrudan bağlı olan bir çeşididir. S. 71
Kitle kültürünün özellikleri şu şekilde sıralanmaktadır:
-
Kitle kültürü, özünde pazarlanabilir nitelik
taşımaktadır. Kapitalist toplumlarda, kitle kültürü ticarilik olmadan var
olamaz. Kitlelere kültür satılmalıdır; zira kültür mümkün olan en geniş
izleyici kitlesine satılan maldır.
-
Kitle kültürü,
ekonomik talep tarafından kültürün ticari alçaltılması ve kitle iletişim
araçları tarafından empoze edilen standartların zorla düşürülmesinin sonucu
olarak bayağı ve alçak bir kültürdür.
-
Kitle kültürü ahlak bakımından dejenere olmuştur. Zira,
sunulan materyallerde içsel bir zalimlik vardır. Şiddet, cinayet, ahlaki baskı,
ırza tecavüz, fiziksel ve zihinsel işkence gibi unsurlar, kitle kültürünün
büyük bir kısmını kapsamaktadır. Değer yargısızlık, kaos ve ahlaki görecelik
haddinden fazla yoğundur…. Kitle kültürü için hiçbir şeyin kutsal olmadığıdır.
-
Kitle kültürü basit ve çocuksu olduğundan çocuklaştırıcı
etkisi vardır.
-
Kitle kültürü manipüle edicidir. İzleyicinin pasifliği
de manipüle edilmesini kolaylaştırır. Bu bağlamda reklam endüstrisi oldukça üst
düzeyde yer almaktadır. Bu endüstri aracılığıyla kandırma teknikleri
kullanılarak izleyicilere, nasıl yaşamaları, neyi nerede tüketmeleri gerektiği
aşılanmaktadır.
-
Kitle kültüründeki her şey asıl/gerçek kültüre
yabancıdır. Kültürel etkinlik adı altında yapılan şeylerin (müzik, film vs)
esasen kültürle hiçbir ilişkisi yoktur. Endüstri devrimiyle birlikte kültür
ortadan kalkmış ve yerini uydurma biçimler almıştır. Kitle insanının kültürü,
bayağı düşlerden ve heyecanlardan oluşur.
-
Kitle kültürü, bütün sınıf, gelenek, görenek, zevk
engellerini ortadan kaldırır. Her şeyi birbiriyle karıştırır, birbiri içine
sokar ve homojenleşmiş bir kültür ortaya çıkarır.
-
Kitle kültürü(popüler kültürle birlikte) ve kitle
iletişimi, günümüzden birbirinden ayrılmaz iki kavram olarak kullanılmaktadır.
Kitle iletişimi bir kitlesel araçla (tv, dergi, gazete vb) bağlantılı olan
iletişimdir. S. 72-73
- Kitle
iletişim araçları, gerçekliği yalın haliyle vermezler; kitle iletişiminin
verdiği şey, gerçekliğin baş döndürücülüğüdür.
2.5. Tüketim Toplumu
·
Bugün tüketim dendiğinde aklımıza sadece bir
takım nesnelerin tüketimi gelmemektedir; bu kavram aynı zamanda sembollerin,
değerlerin, imajların ve hatta kimliklerin de tüketimini çağrıştırmaktadır. S.
81
·
Modern tüketim kalıpları şehirleşmenin bir
sonucu olarak da ortaya çıkmıştır da denilebilir. Zira şehir yaşamı, bir tarza
sahip olma bilincini, yani hem belli bir gruba özgü belirleyici özellikleri hem
de bireysel özellikleri yansıtabilecek bir alan içinde tüketme ihtiyacını
arttırır. Şehirdeki birey, bir kimlik duygusu oluşturabilmek, “kim” olarak
algılanmayı arzu ettiğini belirtmek amacıyla tüketmektedir. S. 81
·
Tüketim, insanların objelere farklı anlamlar
yüklemesiyle yakından alakalıdır. Objelerin kullanılması maddi olduğu kadar
mecazi de olabilir; yani objeler mevcut bir şey, bir fikir veya ilişki de
olabilir. Hemen hemen bütün objelerin bazı sosyal anlamları vardır.s. 81
·
Marx’a göre, kapitalizmin temel başarılarından
en önemlisi kültürel hegemonya kavramıyla açıklanabilecek, kapitalist sınıfın
işçi sınıfının kültürüne müdahale etme suretiyle, onların nasıl
yaşayacaklarına, ne hissedeceklerine hatta ne yiyip ne giyeceklerine karar
verme yetkisini kendilerinde görmesidir. Bu hakimiyetine de işçi sınıfı
arasında “eşya fetişizmi”ni yaygınlaştırabilmiş olmasına borçludur. Böylece
“modern köleler” haline gelen insanlar sürekli olarak tüketim faaliyetine
girerler; öyle ki, tüketmeyen birey, kendisini toplumdan uzaklaştığını saymaya
başlar. S. 82

·
Baudrillard, tüketimi, göstergelerin sürekli bir
güdümleme etkinliği olarak tanımlamaktadır; “Tüketim ne maddi bir kritik ne de
bolluk fenomenolojisidir. Ne hazmettiğimiz yiyecekle, ne giydiğimiz giyecekle,
ne kullandığımız araçla, ne de imgelerin görsel ve sözsel özüyle
tanımlanabilir. O bütün bunların anlamlı bir töz haline getirilmesidir. O daha
şimdiden anlamlı bir söylev haline gelmiş nesnelerin ve mesajların gücül
bütünüdür. Eğer tüketimin bir anlamı varsa o da, “göstergelerin sürekli bir
güdümleme etkinliği” olduğudur. S. 82
·
Tüketim toplumu; toplumların giderek maddi
üretimden ve hizmet üretiminden ziyade, tüketim (özellikle malların ve boş zamanların
tüketimi) etrafında örgütlenmesine vurgu yapan bir kavramdır. –Marshall s. 84
·
Geleneksel toplumlardaki, ürettiği kadar ve
ihtiyacı kadar tüketen bireyin yerini, ürettiğinden ve ihtiyacından daha
fazlasını tüketen bireyler almıştır. Böylece insan, edilgen ve yönlendirici bir
düzeye indirilmiştir. Mutlu olabilmek için en fazla şeyi tüketmek gerektiği
fikrinin insanlara benimsetilmesi, tüketiciyi istismara açık hale getirmiştir.
Bu istismar neticesinde; ulaşımla felce
uğratılan, programlarla uykusuz bırakılan, hormon tedavisiyle zehirlenen,
hoparlörle susturulan, yiyeceklerle hasta edilen, adına da tüketici denilen
tüketici ortaya çıkmıştır. Bu ortamda bu kölelere düşen, yalnızca tüketimi
kamçılayıcı kararlar almaktır. S. 86
·
Günümüzde dev alışveriş merkezleri, eğlence
parkları, devasa oteller, pahalı restoranlar vs… insanlar tarafından adeta
“mabet mekanları” olarak görülmeye başlanmıştır; öyle ki insanlar buralara
giderek rahatlayacaklarına, huzur bulacaklarına inanır hale gelmişlerdir. S. 87
·
Descartes’in ünlü; “düşünüyorum öyleyse varım”
önermesi yerini “tüketiyorum öyleyse varım” düşüncesine bırakmıştır. S. 87
·
Reklamlar, aslında insanların ihtiyaç
duymadıkları şeyleri, onların ihtiyacıymış gibi göstererek, mutluluğun ancak bu
ürünlere sahip olmakla mümkün olabileceğini vurgulayarak, toplumda bir “tüketim
fetişizmi” oluşturur.
2.6. Popüler Kültür
ve Gösteri Toplumu
·
Fransız filozof ve dil bilimci Jacques Derrida,
gösteri kavramını iletişim kavramıyla ilişkilendirir; çünkü iletişim kavramı,
bir özneden bir başkasına geçiş sürecinden ve anlam verme işlevinden
ayrılabilen, ondan ayrı olma hakkına sahip gösterilen bir objenin, bir anlamın
veya bir kavramın kimliğini geçirmekle yükümlü bir aktarmayı içermektedir. S.90
·
Baudrillard, çağımızın gösteri toplumunda, artık
gerçeklerin değil, gerçekliğin yerini almış simülarkların belirleyici olduğunu
söyler. Orijinali ya da aslı olmayan bir kopyanın kopyası olarak tanımlanan
simülark; bir gerçeklik olarak algınmak istenen görünümdür. S. 90
·
Simüle etmek ise; gerçek olmayan bir şeyi
gerçekmiş gibi sunmak, göstermeye çalışmak olarak tanımlanmaktadır. 91
·
El kitapları, dergiler, TV ve reklamların
etkinliği gibi araçlar, insana her konuda gerçeği temsil ettiği varsayılan
modeller vermekte ve böylece modellerden oluşan bir işaretler ağı insanların
düşünce ve davranış dünyasını belirlemektedir. S.92
·
Ritzer, gösteri toplumunda sadece nesnelerin
değil, insanların da simüle edildiğini ifade etmektedir. Bunun en bariz örneği
de binbir çeşit kostüm giyen çalışanlardır. Çalışanlarla müşteriler arasında
gerçek etkileşim yok olmuş, yerini simüle edilmiş etkileşim almıştır. S.96
2.7. Popüler Kültür
ve Temsili Kimlik Biçimleri
·
Popüler kültür, bireyi ve toplumu o derece
sersemleştirmiştir ki; popüler düşüncesi ve davranış biçimleri kişiyi
düşünemez, üretemez, yaşam şeklini belirleyemez hale getirmiştir. Burada
kişinin yada toplumun farkına varmadığı şey, kişinin kendisini özgür tercihler
yaptığına inandırmış olmasıdır. S. 97
·
Popüler kültür, bir “çabuk kullanım ve hızlı
tüketim” kültürüdür. S. 98
·
Tüketim toplumunun insanı, siyasi hayata
yalnızca oy vermek için katılmakta, gerisini bir baskı grubuna devretmektedir.
Ancak bu onun siyasi hayata ilgi duymadığı anlamına gelmemektedir, tersine
kitle iletişim araçları sayesinde her şeyden haberdardır ama buradaki rolü bile
bir günün haberinin tüketilmesi rolüdür. Genellikle hoşgörülüdür ve hiçbir şeyi
umursamayan ihtirazsız bir hali vardır. S 98
·
Popüler kültürün içeriğine “istenen nedir”
sorusuyla bakılırsa, karşımıza belli davranış biçimlerinde bulunulmasının
teşvik edildiği çıkar. 99
·
Bugün, televizyondan önceki dönemi hatırlayanlar
giderek azalmaktadır. Sokakta karşılaştığımız çoğu insan “ televizyon çocuğu”.
Onsuz da onunla da olunamayan televizyon, uzak mesafelerde oturan insanları bir
ekran başında buluştururken, aynı evde oturan insanları da, birbirinden fersah
fersah uzaklaştırmaktadır. 99
·
Beş vakit namaz kılan ve kendisini birincil
kimlik olarak İslamcı veya dindar olarak tanımlayanların televizyon ile olan
zamansal yakınlıkları ile kendilerini demokrat olarak nitelendiren ve hiç namaz
kılmayanların televizyona olan bağlılıkları benzer oranda olduğu tespit edilmiştir. 101
·
Kapitalizmin önceki dönemlerinde aynı olmak için
tüketirken, artık farklı olmak için tüketmektedir. Ancak bu sefer de, farklı
olmak adına vücuduna yatırım yapan bireyin aynı estetik ameliyatlardan geçip,
aynı spor salonuna giden, aynı yiyecekleri yiyen, aynı markaları giyinen
diğerleriyle aynılaşması söz konusudur. 101
·
Popüler kültür, insanları o kadar tek
tipleştirmektedir ki, kadın ve erkek arasındaki görüntü farkı bile (kıyafetler,
takılar hatta makyajlar…) günden güne azalmaktadır. 101
Postmodern Kimliğin İnşasında Televizyon Reklamlarının Etkisi
Meryem Köse Serdar
Kum Saati Yayınları